02/01/2012

La Tahzen! İnnALLAHe-l meana! Ne Demektir

La Tahzen! İnnALLAHe-l meana!" Ne Demektir

    La Tahzen! İnnALLAHe-l meana!"


    Asırlar öncesinden, hicretin en can alıcı noktasında, sevr mağarasından tüm insanlığa bir teselli mesajı yükseldi :

    La Tahzen! İnnALLAHe-l meana!"
    "Üzülme, Allah bizimle beraberdir."

    Pekiyi, sadece Hz. Ebu Bekir’e miydi bu teselli?.. Sadece müşriklerin şerrinden sığınmaya mıydı?..

    Hayatın, imtihan ekseninde, bazı kırılma noktalarında vardır.. Bu noktalarda, sonsuz bir kudrete dayanma arzusu, zirveye çıkar.. Sebepler sükût ettiğinde, çaresizlik tüm çareleri tükettiğinde, artık O’ndan (c.c.) başka hiçbir yardımcının kalmadığını hissettiğinde, bu teselli, rahmetin kucağına sevkin başlangıcı olur..

    İşte hicret sahnelerinden birinde ve en birincisinde, Allah (c.c.) tam emniyet ve tevekkül ile kendisini, Kendine emanet edene, yardımını nasıl yetiştiriyordu, eskimeyen levhalardan bir kez daha izleyelim..

    En güzel’in (s.a.v.) hayatı, hayata da en güzel örnekti.. Çünkü Alemlerin Rabbi, O’nu alemlere rahmet göndermişti.. Hayat seyrinde, itaatten ibadete, ahlaktan tevekküle her şeyde “zirve” olduğu gibi, Rahmetin de tecessüm etmiş bir timsali olan Efendimiz (s.a.v.), sebeplerin sükûta yaklaştığı son noktada, sadık dostuna işte böyle teselli vermişti..

    Eğilseler ayaklarını görecekleri kadar yaklaşan müşrikleri gören Ebu Bekir (r.a.) Kâinatın efendisine zarar verirler endişesi ile :

    "-Yâ Resûlallah!" dedi. "-Beni öldürseler de gam çekmem. Ben nihâyet bir ferdim. Amma, Allah göstermesin, sana bir zarar ve ziyan eriştirecek olurlarsa bu, bütün ümmetin helâkine sebep olur."

    Rasulullah endişesiz ve mütebessimdi.. Çünkü öyle birine inanmış güvenmişti ki, O (C.C.) kendisini bırakmazdı.. Asılardır, hassas kulaklarda ve kalblerde yankı bulan şu cümle ile teselli verdi son peygamber arkadaşına:

    "Üzülme, Allah bizimle beraberdir."

    Hz. Ebû Bekir:

    "-Yâ Resûlallah" dedi.

    "-Onlardan birisi eğilip de ayaklarının dibinden bir bakıverse, bizi görür."

    İki cihanın mefhari olan Efendimiz, yine emîn ve tam tevekkül ile şunları demişti:

    "-Yâ Ebâ Bekir, iki kişinin üçüncüsü Allah olursa,

    sen âkibetin ne olacağını zannediyorsun?

    Yakalanacağımızı mı sanırsın?"
    Allah’a tam tevekkül edene yardım, işte böyle yetişiyordu.. Hem hiç umulmadık yardımcılarla…

    Müşriklerin rehber olarak yanlarına aldıkları iz sürücü, kavminin en iyisiydi.. Adeta havadaki kokudan iz sürebiliyordu..

    O kadar eminler ki kendilerinden; bu sefer yakalayacaklar ve başına büyük ödül konulan Allah rasulünü öldüreceklerdi.. Ama unuttukları bir şey vardı.. O’nun (s.a.v.) öyle bir gözeteni, koruyanı vardı ki; O’nu (s.a.v.) en güçsüz bir örümceğin ağı ile kibirli o müşriklerin gözlerinden ve şerrinden muhafaza edebilirdi ve etti..

    İz sürücü kendinden emindi : “-İşte buradalar” dedi.. Fahr-i Kâinat Efendimizle Sıddık-ı Ekber, konuşulanları duyuyorlardı.



    Ve ezelde vazife almış nöbetçiler işbaşındaydı.. İki yabani güvercin, bir de örümcek..

    Mağaranın dibine kadar giden o müşrik, bu nöbetçilere takılmış ve geri dönmüştü :

    "Mağaranın ağzında iki yabanî güvercinin yuva kurduğunu gördüm. Orada olduklarına asla ihtimal vermem" demişti.

    Azılı müşrik Ümeyye bin Halef ise, arkadaşlarına hiddetli hiddetli şöyle seslenmişti:

    "Hâlâ mağaranın orada ne dolaşıp duruyorsunuz. Orada örümceğin ağ bağladığını görmüyor musunuz? Vallahi ben, bu ağın Muhammed doğmadan önce gerilmiş olduğu kanaâtındayım."

    Hak; batıla bir kez daha üstün gelmişti.. Ve Cenâb-ı Hak, nöbetçi tayin ettiği bir örümcek ve iki yabanî güvercin ile Sevgili Resûlünü bütün Kureyş'e karşı korumuş oluyordu.

    Kul tam emniyetle Rabbine teslim olsun da, Rabbi onu rahmeti ile kuşatıp, koruması altına almasın, mümkün müydü bu?.. Tüm dizginler elinde bulunan Allah (c.c.), “Rabbim benimle beraber; beni görüyor, biliyor” teslimiyetine kayıtsız kalır mıydı hiç?.. Elbette kalmazdı, kalmadı ve kalmayacak da…

    İmtihan dünyasının senaryolarında bazen,“sıkıntılar” başrol oynar.. Hakîm ve Rahîm olan Rabb, hikmeti ve rahmeti ile vazifelendirir, musibeti.. Değil mi ki, başımıza her ne gelse O’ndan (c..c) gelir.. Bu noktada “Bela vereni” bulana, bela; rahmetin kâşifidir..
    Günah kirlerini, ateşe bırakmak istemeyen, rahmeti ile bu dünyada, geçici sıkıntılarla kulunu temizlemek isteyen Allah (c.c.) bununla, kuluna yakınlığını hissettirir..

    Kendisine kendinden daha yakın; kendinden daha şefkatli olanı bulan, daha neyi arar ki?.

    Madem bizimle beraberdir Allah (c.c.), o zaman telaşa gerek yok.. Her musibette, her çaresizlikte, ümmetinin derdi ile dertlenen Allah rasulü, şefkati ile başımızı okşar, ve fısıldar kulağımıza :

    “Korkma, üzülme, Allah seninle beraberdir!”

    inşallah RABBİM hep bizlerle olur ...

18:37 Scritto da: kurtbey in Din ve islam, Eğitim Öğretim | Link permanente | Commenti (0) | Tag: la, tahzen!, İnnallahe-l, meana!, ne, demektir | | |  Stampa | Bizim Site Bizimsite Turkiyenin en iyi sitesi BizimSite

şiir şiirin Unsurları şiirin şekil Unsurları şiir nedir ?

    ŞİİR
    İçinde bulundurduğu ses, anlam, ritm ve gizemle insanın gönül dünyasına hitap eden eserlere şiir denir.
    Şiir, çoğu kez onunla aynı sanılan nazım kavramından değişik anlamlar içerir. Nazım, ölçülü ve kafiyeli sözlere verilen addır. Nazım ile oluşturulmuş şiirler olabileceği gibi, her nazmın da şiir olmadığını bilmek gerekir.
    Şiirde hayal, duygu ve düşünce unsurları önemli yer tutar. Bunlardan mahrum bir şiir düşünülemez.
    Şiir, manzum, yani ölçülü ve kafiyeli olabileceği gibi, ölçüsüz de yazılıp söylenebilir. Ölçüsüz yazılmış şiirlere serbest nazım (serbest şiir) adı verilir.
    Şiirler işledikleri konular bakımından altıya ayrılır:
    1- Epik Şiir: Konusu savaş, kahramanlık, yiğitlik ve yurt sevgisi olan ya da tarihsel bir olayı coşkulu bir anlatımla işleyen uzuncu şiirlere denir. Aynı anlamda destanî şiir, hamâsî şiir, kahramanlık şiiri terimleri de kullanılır.
    (Mohaç Türküsü – Y.Kemal Beyatlı, Mehmetçik – Fazıl Hüsnü Dağlarca – Üç Şehitler Destanı’ndan)
    2- Lirik Şiir : İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiir türüdür. ( Divan ed. Da özellikle gazeller, murabbalar, şarkılar; halk ed. Da koşmalar, semailer lirik şiir türüne örnektir. ) (Lir: Bir çeşit saz. Rebâbî de denmiş. )
    3- Pastoral Şiir : Doğa güzelliklerini, orman, dağ, yayla, köy ve çoban yaşamını ve bunlara karşı duyulan özlemleri anlatan şiir türüdür. Pastoral sözcüğü “çobanlara ilişkin” demektir. Türkçe’de bu anlamda râiyâne, rüstâî terimleri de kullanılmıştır. Batı ed. Da doğrudan doğruya doğa manzaralarını canlı bir biçimde anlatan şiirlere idil, konuşma biçiminde yazılan pastoral şiirlere de eglog denir.
    (Bingöl Çobanları – Kemalettin Kamu)
    4- Didaktik Şiir : Belli bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü zayıf şiir türüdür. Türk Ed.da ta’limî terimi de kullanılmıştır. Manzum hikayeler ve fabllar bu bölüme girer. (Seyfi Baba – M.Akif Ersoy, Karga ile Tilki – Orhan Veli)
    5- Dramatik Şiir : Manzum olarak yazılmış tiyatro eserleri bu bölüme girer. Dramatik manzume, karşılıklı konuşma şeklinde yazılan manzumedir. Bu şiirler genellikle acıklı ya da korkunç olayları anlatırlar. Anlattıkları konuyu okuyucunun gözünde canlandırırlar. Dramatik manzumeler anlattıkları konulara göre şu çeşitlere ayrılır: Trajedi, komedi, dram. (Faruk Nafiz Çamlıbel ve Necip Fazıl Kısakürek’in bu türde eserleri vardır.)
    6-Satirik Şiir : Toplumsal düzensizlikleri, kişilerdeki dalkavukluk, düzenbazlık, kendini beğenmişlik, mevki düşkünlüğü gibi huylar; devlet yönetimindeki umarsızlık, çıkarcılık ve beceriksizlikleri anlatan bunları yeren şiirlere denir. Divan ed.da hicviyeler, halk ed.da taşlamalar bu şiir türünün en güzel örnekleridir. Şeyhi, Bağdatlı Ruhi, Nef’i, Ziya Paşa güzel örnekler vermişlerdir.

    ŞİİRİN UNSURLARI
    1- Şekil Unsurları
    a) Nazım birimi
    b) Nazım şekli
    c) Ölçü (Vezin)
    d) Kafiye – redif
    2- Muhteva Unsurları
    a) Konu ve tema
    b) Dil ve anlatım
    ŞİİRİN ŞEKİL UNSURLARI

    Nazım Birimi : Şiiri oluşturan mısra gruplarına denir. Nazım birimi şiiri oluşturan yapı taşlarından biridir. Şiirdeki her bir satıra mısra denir. Tek mısralık dizelere mısra-ı âzâde denir.
    Neler çeker bu gönül söylesem şikayet olur. (Ş.Yahya)
    Şiir içindeki mısraların kümelenmesinden meydana gelen nazım birimi; kümede bulunan mısraların sayısına göre ad alır. İki mısralık öbeklere beyit; dört mısradan oluşanlara kıta veya dörtlük; üç, beş, ve daha fazla mısralı öbeklere bent denir.
    Nazım Şekli : Kafiye örgüsüne ve mısra sayılarına göre manzumelerin aldığı biçime, sundukları görünüme nazım şekli denir.
    KLASİK EDEB NAZIM ŞEKİLLERİ: Gazel, murabba, mesnevi, terkib-i bent, terc-i bent, rübai, kaside, tuyuğ, müstezat... (Lise yıllarında genişçe işlenecek)

18:29 Scritto da: kurtbey in Eğitim Öğretim | Link permanente | Commenti (0) | Tag: şiir, şiirin, unsurları, şekil, nedir | | |  Stampa | Bizim Site Bizimsite Turkiyenin en iyi sitesi BizimSite

Atasözleri Nedir Özellikleri Nelerdir

Atasözleri Nedir Özellikleri Nelerdir

    ATASÖZLERİ

    Atalardan günümüze kadar ulaşan, belirli bir yargı içeren, söyleyeni belli olmayan (anonim) düz konuşma içinde kullanılan sözlerdir. Sav, darb-ı mese de aynı anlamı ifade eder.

    Atasözlerinin özellikleri şöyle sıralanabilir:

    1-Halkın düşüncesini anlatır.

    2-Ulusaldırlar.

    3-Kişinin ruhuna hitap ederler.

    4-Kesin tavırlıdırlar.

    5-İnandırıcıdırlar.

    6-Geniş halk kitlelerinin yüzyıllardan beri geçirdiği denemelerden
    ve bu denemelerden oluşan düşüncelerden doğmuşlardır.

    7-Yalın sözlerdir,anlatımları açıktır.

    8-Doğa olaylarının oluşunu bildirirler.

    9-Ahlak aşılarlar,ahlaklı olmayı öğretirler.

    10-Bir veya iki cümleden meydana gelirler.

    11-Bir çoğunda mecaz vardır.

    12-Atasözlerinde söz sanatları vardır.

    13-Kelimelerin yerleri değiştirilemez.Değiştirildiği zaman değişik anlamlar ortaya çıkabilir.

    14-Denenmiş sözler olduğu için doğruluğu herkes tarafından kabul edilir.

18:20 Scritto da: kurtbey in Eğitim Öğretim | Link permanente | Commenti (0) | Tag: atasözleri, nedir, Özellikleri, nelerdir | | |  Stampa | Bizim Site Bizimsite Turkiyenin en iyi sitesi BizimSite

Birinci Dereceden Bir Bilinmeyenli Denklem Konu Anlatımı

Birinci Dereceden Bir Bilinmeyenli Denklem Konu Anlatımı

İçinde bilinmeyen bulunan ve bilinmeyenin bazı değerleri için doğru olan eşitsizliklere denklem denir.

Denklemi sağlayan bilinmeyenin değerine o denklemin kökü ya da kökleri denir. Denklemin kökünü veya köklerini bulmak için yapılan işleme denklemi çözme; kök veya köklerin oluşturduğu kümeye ise çözüm kümesi denir.
Denklem; içindeki bilinmeyen sayısı ve bilinmeyenin üssüne göre adlandırılır.

O HALDE;
5x – 5 = 15, y + 2 = 6 açık önermeleri bir bilinmeyenli birinci dereceden bir denklemdir.
2x + y = 9 açık önermesi iki bilinmeyenli birinci dereceden bir denklemdir.
x + y + z = 4 açık önermesi üç bilinmeyenli birinci dereceden bir denklemdir.
x² - 9 = 16 açık önermesi ikinci dereceden bir bilinmeyenli denklemdir.

İçinde bir tane bilinmeyeni bulunan ve üssü bir olan denklemlere birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler denir.

Genel olarak; a,b,c Є R ve a �* 0 olmak üzere ax + b = c şeklinde gösterilen denklemlere birinci dereceden bir bilinmeyenli denklem denir.

DENKLEM ÇÖZÜMÜNDE BİLİNMESİ GEREKEN ÖZELLİKLER

1. Bir eşitliğin her iki yanına aynı reel sayı
eklenirse, eşitlik bozulmaz. Bu özeliğe; eşitliğin toplama kuralı denir.

2. Bir eşitliğin her iki yanı da sıfırdan farklı
aynı reel sayıyla çarpılırsa, eşitlik bozulmaz. Bu özeliğe; eşitliğin çarpma kuralı denir.

3. Bir eşitliğin her iki yanı da sıfırdan farklı
aynı reel sayıya bölünürse, eşitlik bozulmaz. Bu özeliğe; eşitliğin bölme kuralı denir.

4. Bir denklemde herhangi bir terimi eşitliğin
bir tarafından diğer tarafına geçirerek işlem yapmak gerekiyorsa; geçirilen terimin işareti değiştirilir.

Pratik Çözüm

Bir denklemi pratik çözmek için ;

Bilinmeyenler eşitliğin bir yanında, bilinenler eşitliğin diğer yanında toplanır. Eşitliğin bir yanından diğer yanına geçen terimin işareti değişir.

Her iki yanda toplama çıkarma işlemleri yapılır ve her iki yan bilinmeyenin katsayısına bölünerek bilinmeyen yalnız bırakılır. Denklem çözülmüş olur.

ÖRNEKLER

1. x + 6 = 10 denkleminin çözüm kümesini
bulalım:

Çözüm:
x + 6 = 10 denkleminde (+6) nın toplama
işlemine göre ters elemanı olan (-6), eşitliğin her iki yanına eklenirse eşitlik bozulmaz.

Buna göre; x + 6 = 10
x + 6 + (-6) = 10 + (-6)
x + 0 = 4
x = 4 olur.
Ç = {4} olur.

Verilen bir denklemin çözümünün doğru yapılıp yapılmadığının araştırılmasına, denklemin sağlaması denir.

Bulunan kök, denklemde yerine yazılarak denklemin sağlaması yapılır böylece bulunan kökün doğruluğu kontrol edilir.

4 sayısının x + 6 = 10 denklemini sağlayıp sağlamadığını kontrol edelim:

x = 4 için x + 6 = 10
4 + 6 =10
10 = 10 olduğundan
çözüm doğrudur.
x + 6 = 10
x = 10 – 6
x = 4 ve Ç = {4} tür.

Demek ki; her iki şekilde yapılan çözüm, aynı elemanı veren çözüm kümesidir.

2. Verilen denklem parantezli olursa; aşağıda yapıldığı gibi, önce dağılma özeliği uygulanarak parantezler kaldırılır. Sonra da içerisinde bilinmeyeni olan terimler eşitliğin bir tarafına, öteki terimler de diğer tarafına geçirilir. Gerekli işlemler yapılarak denklem çözülür.


2.(x + 3) + 7 = 25 – 2.( x - 2 )

Önce, çarpma işleminin toplama ve çıkarma işlemleri üzerine dağılma özeliklerini uygulayalım


Çözüm:

2.(x + 3) + 7 = 25 – 2.( x - 2 )
2x + 6 + 7 = 25 – 2x + 4
2x + 13 = -2x + 29
2x + 2x = 29 – 13
4x = 16
x = 16 : 4
x = 4 ve Ç = { 4 } olur.

3. Verilen denklem kesirli olursa, çözümü için önce paydalar eşitlenir. Denklem paydadan kurtarılır. Bunun için, eşitliğin iki yanını ortak payda ile çarpmak gerekir. Sonra da örnek çözümlerde belirtilen kurallara göre denklem çözülür.

3.(x–2) _ 2–x _ _ x _ 5 denkleminin çözüm
4 2 ¯ 5 2 kümesini bulalım:

Çözüm:
Paydaları eşitlersek:

3.( x- 2) – 2.( 2 – x ) – 4x _ x - 10
4 ¯ 4


3x – 6 – 4 + 2x – 4x =x – 10
3x + 2x – 4x – x = -10 + 6 + 4
5x - 5x = -10 + 10
0.x = 0

Bu eşitlik bütün reel sayılar için geçerli olduğundan verilen denklemin çözüm kümesi Ç=R dır.

4. 5 sayısının, 2x – 6 = 3 denkleminin kökü olup olmadığını araştıralım:

Çözüm:
x = 5 için 2x – 6 = 3
2 . 5 – 6 = 3
10 – 6 = 3
4 �* 3 olur

Buna göre 5 sayısı 2x – 6 = 3 denkleminin çözüm kümesi değildir. Verilen bir sayının, verilen bir denklemin kökü olup olmadığını anlamak için verilen denklemdeki bilinmeyen sayı yerine yazılır. İşlemler yapılır.eğer eşitlik sağlanıyorsa bu sayı denklemin çözüm kümesi, sağlanamıyorsa çözüm kümesi değildir denir.

5. –5 + 6 _ 7 denklemini çözelim
3 ¯ 1

Çözüm:

–5 + 6 _ 7 (Önce paydaları eşitleyelim.)
3 ¯ 1
( 3 )

-5 + 6 _ 21 ( Çarpma kuralı )
³˙ 3 ¯ 3 ˙³

-5x + 6 = 21 (Toplama kuralı )
-5x + 6 + (-6) = 21 + (-6)
-5x = 15

-5x _ 15 (Bölme kuralı )
5 ¯ 5

x = -3 tür. Ç = {-3}

6. 2.(5x - 6) + 2 = 30 denkleminin çözüm kümesini R de bulalım

Çözüm:
Çarpma işleminin çıkarma işlemi üzerine dağılma özeliğini uygulayarak parantezi açalım.

2.(5x - 6) + 2 = 30 ise
(2 . 5x) – (2 . 6) + 2 = 30
10x – 12 + 2 = 30
10x – 10 = 30 olur.

Şimdi ( -10) un toplama işlemine göre ters elemanı olan (+10) u eşitliğin her iki tarafına ekleyelim.

10x – 10= 30 ise
10x – 10 + (+10) = 30 + (+10)
10x + 0 = 40
10x = 40 10x _ 40
10 ¯ 10
x = 4 ve Ç= {4} olur.


7. 2x – 5 = 7 denklemini R de çözelim:

Çözüm:
Eşitliğin her iki tarafına, (-5) sayısının toplama işlemine göre tersi olan (+5) sayısını ekleyelim.

2x – 5 + 5 = 7 + 5

0

2x . 0 = +12
+2. x = 12 eşitliğinin her iki tarafını (+2) nin çarpma işlemine göre tersi olan 1 ile çarpalım:
2

1 6
2 . . 1 _ 12 . 1
2 ¯ 2
1 1

x = 6 bulunur.
Ç = 6 şeklinde çözüm kümesi yazılır.

8. 5x + 2 = 27 denklemini R de çözelim.

Çözüm:
Eşitliğin her iki yanına (+2) nin toplama işlemine göre tersi olan (-2) sayısını ekleyelim.



5x + 2 + (-2) = 27 + (-2)
0 25

5 . x = 25

Eşitliğin her iki yanını (+5) sayısının çarpma işlemine
göre tersi olan 1 sayısı ile çarpalım.
2

1 5
5 . x . 1 _ 25 . 1
2 ¯ 2
1 1

x = 5 bulunur.
Çözüm kümesi Ç = {5} olur.

Bu son örneği kısa yolla, aşağıdaki gibi yaparız:


5x + 2 = 27

toplanan

5x = 27 – 2

çıkan

( Eşitliğin bir tarafındaki toplanan terim, eşitliğin diğer tarafına çıkan olarak geçer. )

5 . x = 27

çarpan

x = 25 : 5

bölen

( Eşitliğin bir tarafındaki çarpan terim, eşitliğin diğer tarafına bölen olarak geçer.)

x = 5 bulunur.
Ç = {5} olur.

18:16 Scritto da: kurtbey in Eğitim Öğretim | Link permanente | Commenti (0) | Tag: birinci, dereceden, bir, bilinmeyenli, denklem, konu, anlatımı | | |  Stampa | Bizim Site Bizimsite Turkiyenin en iyi sitesi BizimSite

Ulubatlı Hasan Kimdir Ulubatlı Hasanın Hayatı

Ulubatlı Hasan Kimdir Ulubatlı Hasan'ın Hayatı

ULUBATLI HASAN



Ulubatlı Hasan, İstanbul surları üzerinde ilk Türk sancağını dikerken şehit düşen yiğit askerdir. 1428 yılında Bursa'nın Ulubat köyünde doğdu. Fatih Sultan Mehmet'in kumandasında Ordu-yı Hümayun'a asker olarak İstanbul kuşatmasına katıldı. 1453 yılındaki büyük taarruz sırasında İstanbul surları üzerine ilk Türk sancağını dikerken şehit düştü. Fethin bayraklaşmış bir kahramanı olarak adı beş yüz yıldan beri gönüllerde yaşar. Ulubat'ta adına dikilmiş bir anıt vardır.

İstanbul tam 53 günden beri muhasara altındaydı. 23 yaşındaki genç padişah ve dâhi kumandan II. Mehmet Han, bu süre içinde gösterdiği akıl almaz askerlik mucizeleriyle Bizanslıları şaşkına çevirmişti. Koca Bizans İmparatorluğu çatırdıyordu. Son günlerini yaşıyordu. Artık belliydi bu.

28 Mayısı 29 Mayısa bağlayan gecenin sabahına doğru, mehter “gülbanklar” vurmaya koyulmuş ve Bizans surlarının karşısındaki ordugâhta hummalı bir faaliyet başlamıştı. Ulu Hâkan, hücum emrini vermişti. O akşamki tarihî nutku bütün askerin kulaklarında çınlıyordu:

– Ey benim paşalarım, ağalarım, beylerim! Bu şehr-i Konstantiniye cenginde silâh arkadaşlarım, yiğitlerim! Sizleri buraya, kararlaştırdığım umumî taarruzda şimdiye kadar gösterdiğinizden daha büyük fedakârlık ve cesaret istemek için topladım. Cihanda ün salmış bir şehri zaptedeceksiniz. Şehr-i Konstantiniye'de mahalle mahalle, bu şehri zapteden kahramanlar olarak adınız şan ve şerefle anılacaktır...

Asker, Peygamberimizin, şüheda için en büyük cennet makamını müjdelediği zafere ve bu zaferin uğrunda şehitlik şerbeti içmeye susamıştı.

Beyaz atının üzerindeki genç kumandan, kılıcını çekmiş, davudî sesiyle âdeta gürlüyordu:

– Evlâtlarım, yiğitlerim, şahbazlarım, yürüyün... Zafer sizindir ...

Asker, saflar halinde atılıyordu. 53 günden beri o mucize topların döve döve hamurlaştırdığı surların üzerine doğru yüklenen bir insan seli vardı. “Allah Allah” sesleri bir uğultu halinde semâyı kaplıyordu. On binlerce meşalenin sarı aydınlığı üstüne, henüz güneş doğmamıştı. Serdengeçtiler, surların, kalelerin üzerine yalın kılıç atılıyorlardı. Kalelerden, surlardan taş yağıyordu. Ok yağıyordu. Kızgın yağ ve alev alev yanan katran yağıyordu.

Sultan Mehmet Han, kahraman ordusuyla ve olanca ağırlığıyla yükleniyordu Bizans surlarının üzerine... Serdengeçtileri fedaîler, fedaîleri de başıbozuk askerler takip etmişti...

Tanyeri ağarırken sıra üçüncü safa gelmişti. Üçüncü hücum kolunu, ordunun en seçkin askerleri teşkil etmekteydi.

Bursa'nın Ulubat köyünden Hasan da vardı bu safın arasında. Ordunun bayraktarıydı. Bir elinde kılıcı, bir elinde sancağı şahlanmıştı... Ve kulaklarında Sultan Mehmet Han'ın bir akşam evvel irad ettiği büyük nutkun sözleri tane tane uğulduyordu:

– Surlar vakıa bir harabe haline gelmiştir amma, surlar üzerine atılacak yiğitler büyük bir tehlike ile karşılaşacaklardır. Maharetimiz ve cesaretimiz her şeyin üstündedir. Zafer rüzgârı bizden yana esecektir. Konstantiniye bizim olacaktır...

Bursa'nın Ulubat köyünden bayraktar Hasan da yaklaşmıştı surların üzerine. İri parmaklarıyla gönderini sımsıkı kavradığı şanlı bayrağı, elindeki o kutsal emaneti mutlaka surların üzerine dikmeyi aklına koymuştu Hasan. Hilâlli sancağın surların üzerinde dalgalandığı anda düşman için her şeyin bitmiş olacağına inanıyordu.

Bir fırsatını buldu Ulubatlı Hasan. Elindeki kılıcını savurarak sur harabeleri üzerine doğru atıldı. Birkaç yiğit de kendisini takip etmişlerdi. Hasan en önde idi. Bir yandan kılıcını sallıyor, bir yandan da hilâlli sancağı gözlerini diktiği burca doğru ulaştırmaya çalışıyordu.

Bu cehennem ateşinin ortasında, koç yiğitler yiğidi Hasan, Eğrikapı tarafındaki burcun üzerine çıkmayı başardı. Sancağı dikti o burcun üzerine. Fakat aynı anda mancınıkla atılan büyük bir taşın ağırlığı altında dizleri üstüne düşüverdi. Doğrulmaya çalıştı. Fakat aynı anda üstüne belki otuz, belki kırk ok birden yağdı. Oracıkta yere yığılıverdi.

Peçevî'nin ünlü tarihinde “Adem ejderhası” olarak vasıflandırdığı dev cüsseli yiğit Ulubatlı Hasan'ın diktiği sancak, o anda Bizans'ın tüm ümidini yitirivermişti. Türkün bayrağı ve yeniçerinin serpuşu artık surların üzerinde idi. Elli üç günlük direnişi kökünden tüketen an gelmişti. Öte yandan sancağın Bizans surları üzerinde dalgalandığını gören Türk askeri coşmuş ve bir ok gibi atılmıştı ileri.

Nihayet Hazret-i Peygamberimizin müjdelediği tarihî ve kutsal an gelip çatmıştı. 23 yaşındaki Sultan Mehmet Han secdeye gelerek Ulu Tanrıya şükretti. O andan itibaren genç hükümdar ve kumandan “Fâtih” unvanını da almış oluyordu

18:13 Scritto da: kurtbey in Eğitim Öğretim | Link permanente | Commenti (0) | Tag: ulubatlı, hasan, kimdir, hasan'ın, hayatı | | |  Stampa | Bizim Site Bizimsite Turkiyenin en iyi sitesi BizimSite

Alparslan Kimdir Alparslan'ın Hayatı

Alparslan Kimdir-Alparslan'ın Hayatı

ALPARSLAN



1030 yılında doğan Alparslan, Çağrı Bey’in oğlu ve Tuğrul Bey’in yeğenidir. Gazne Hükümdarı Mevdut’a karşı 1044’te büyük zafer kazandığı savaşta dikkat çekti. Çağrı Bey ona, 1058’de Belh, Toharistan, Tirmiz, Kobadiyan, Vahş ve Valvalic gibi şehirleri bırakarak devlet yönetimine hazırladı.
1059 yılında Gaznelilerle yapılan anlaşma sonrasında 1060’ta Çağrı Bey’in ölümü üzerine Alparslan, Horasan Selçuklu Devleti’nin başına geçti.
1063’te Tuğrul Bey’in ölümü üzerine vasiyeti doğrultusunda yeğeni ve üvey oğlu Süleyman, Vezir Amidülmülk Kündüri tarafından tahta çıkarıldı. Ancak Selçuklu beyleri, Alparslandan yana tavır koydu. Bu arada Kutalmış’ın başkent Rey’e hücumu üzerine, Vezir Kündüri, Horasan Selçuklu Hükümdarı olan Alparslan’ı Rey’e çağırarak, Selçuklu tahtını Alparslan’a devretti. Daha sonraki muharebede de Alparslan, Kutalmış’ı mağlup ederek Rey’e girdi ve 27 Nisan 1064’te tahta çıktı. Kündüri’nin yerine de Nizamülmülk’ü vezir tayin etti.
Dağınık Selçuklu beylerini disipline eden Alparslan, zamanın halifesine, 11 Mayıs 1064’te kendi adına bütün camilerde hutbe okunmasını emretti. Alparslan’ın sultanlığıyla Doğu ve Batı Selçukluları tek çatı altında birleşti.
İlk olarak Ermenistan ve Gürcistan civarında fetihler yapan Alparslan, daha sonra Bizans’ın en sağlam hudut şehri olan Ani’yi kuşattı. Son derece zorlu Ani’nin surları boyunca ağaçtan burçlar yaptırarak, mancınık ve okçularla, Ani’ye hücum etti. Uzun süren kuşatmadan sonra Ani, 1064 yılı içinde fethedildi.
Alparslan aynı yıl doğuda Tiflis’e kadar fetihler yaparken, kumandanları da Anadolu’da çeşitli fetihler gerçekleştirdi. Özellikle Afşin Bey, 1067-1068’de, Bizans’a karşı Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde önemli başarılar elde etti. 1067’de Malatya’da Bizans ordusunu yenen Afşin Bey, Kayseri’ye kadar ilerledi. Bizans’ın başına geçen Romanus Diogenes, Selçuklu akınlarına son vermek için 1068’de harekete geçti. Ancak Afşin Bey’in çevik manevraları üzerine Diogenes, sonuç alamadan İstanbul’a geri döndü.
Selçuklu akınlarının sürmesi ve görevlendirdiği kumandanların bozguna uğraması üzerine Diogenes, 1069’da tekrar ordusunun başına geçti. 1069 ve 1070 yılları, Diogenes ile Türk akıncı beylerinin vur-kaçlarıyla geçti.
Bu büyük Türk istilası Bizanslıların gözünü korkutmuştu. Ne pahasına olursa olsun onu durdurmak, bu topraklardan atmak, tehlikesiz hale getirmek, hatta ortadan silmek gerektiğine inandılar.



Bizans İmparatoriçesi Odoksiya bu yüzden, cesaretiyle ün yapmış kumandan Diyogenes Romanos ile evlendi. Böylelikle hem tahtında sorumluluğu beraber paylaşacakları yürekli bir insan, hem de ordularını yönetecek kahraman bir başkumandan kazanmış oluyordu.

Alparslan'ın 1071 yılı baharında güneye doğru yeni bir sefere hazırlandığını haber alan Bizanslılar bunu kaçırılmaz bir fırsat bildiler. General Diyogenes Romanos, 200 bin kişilik muazzam bir ordu kurarak Alparslan'ın üzerine yürüdü.
Tarihin seyrini değiştirecek iki ordu Van gölünün kuzeyindeki Malazgirt ovasında karşı karşıya geldiler. Alparslan her şeyden önce barış taraftarı idi. Bu yüzden en yakın adamlarından Sevük Tekin'i sulh elçisi olarak General Romanos'a gönderdi. General Romanos, Alparslan'ın kendisinden korktuğu için sulh istediğini sandı. Bunun şımarıklığı içinde Sevük Tekin ile adeta alay etti:

– Biz Isfahan'a gidiyoruz. Şurada atlarımızı biraz dinlendirelim dedik. Sulh meselesini ise artık Horasan'da görüşürüz. Fazla vaktimiz yok. Sizi Horasan'da bekleyeceğim, dedi.
Savaş artık kaçınılmaz bir hal almıştı. Horasan'a kadar bütün Türk topraklarını alacağını söyleyen bu Bizanslı şımarık generale haddini bildirmenin zamanı gelmişti. Alparslan o gün beyazlar giymişti. Harp meclisini topladı:

– Sulhu kazanamadıysak savaşı kazanacağız. Ok ve yaylarımızı bırakıp yakın savaşa gireceğiz... Düşmana kılıcım, kılıcım olmazsa pençem yeter. İşte şehitlik kefenimi giydim. Şehit olursam beni düştüğüm yere gömünüz ve oğlum Melik Şah'ın etrafına toplanınız, dedi.

Alparslan'ın imamı Buharalı Muhammed bin Abdülmelik,
– Sen İslamiyet uğruna bir cihada giriyorsun sultanım. Bütün Müslümanların dua ettikleri mübarek Cuma günü savaşa başla. Allah zaferi senin adına yazsın, diyerek zafer için dua etti.
Türk ordusu 26 Ağustos 1071 günü yalın kılıç düşmanın üzerine atıldı. Bizanslılar karşı tepelerin eteklerine sırtlarını vermiş beklemekte idiler. Alparslan çok isabetli bir kararla düşmanı üzerine çekmeyi beklememiş, bilakis kendisi sayıca çok daha kalabalık olan düşmanın üzerine yürümüştü.


Türk ordusu, tarihinin en yaman savaşını verdi Malazgirt ovasında. Harbin talihi kısa bir zamanda Alparslan'ın tarafına döndü. Bizans'ın o güçlü ve mağrur ordusu darmadağınık oluverdi. Ölenler öldü, kılıç artıkları ise esir edildi. O dev ordu mahvolup gitti. Esir edilenler arasında mağrur ve şımarık kumandan Romanos da vardı.

Alparslan, huzuruna getirilen General Romanos'a saygı ile yakınlık gösterdi. Kendisini teselli etti. Bir süre konuştular, sonra Alparslan:

– Beni esir etseydin ne yapardın, diye sordu. Bizanslı Başkumandan:
– Belki öldürür, belki de sokaklarda teşhir etmek üzere seni İstanbul'a götürürdüm, cevabını verdi. Muzaffer kumandan acıyan nazarlarla Romanos'a baktı:
– Benim cezam ise daha ağır olacak... Seni bağışlayacağım. Serbestsin, dedi.
Malazgirt zaferi, daha sonra Selçuklu Türk beylerinin Anadolu’da girişeceği fetihlerin anahtarı olurken, Sultan Alparslan, Rey ve Hamedan’a geri döndü.
Alparslan, batı fırka mensubu Yusuf el-Harezmi’yi ortadan kaldırmak için yeni Buhara yakınlarındaki Hana kalesine bir sefer yaptı.

Daha fazla dayanamayacağını anlayan Yusuf, Alparslan’a teslim olacağını bildirdi. Yusuf el-Harezmi’yi huzuruna getirten Alparslan burada Yusuf el-Harezmi’nin ani bir hançer darbesi ile ağır yaralandı. Aldığı yara üzerinden dört gün sonra 25 Kasım 1072’de 42 yaşındayken vefat eden Alparslan’ın naşı Merv’e getirilerek, babası Çağrı Bey’in yanına defnedildi.

Türbesine şu kitabe vardır:

“Alparslan'ın göklere yükselen azametini görenler, bakınız! Şimdi o şu kara toprağın altındadır.”

18:11 Scritto da: kurtbey in Eğitim Öğretim | Link permanente | Commenti (0) | Tag: alparslan, kimdir, alparslan'ın, hayatı | | |  Stampa | Bizim Site Bizimsite Turkiyenin en iyi sitesi BizimSite

Heykeltraş Nedir ? Tanıtımı

Heykeltraş Nedir ?  Tanıtımı

TANIM

Taş, beton, demir, sac, bronz, ağaç, polyester gibi maddeleri işleyerek anıtlar, abideler çeşitli şilt, plaket veya süs eşyaları yapan kişidir.


GÖREVLER

- Yapacağı eseri zihninde tasarlar,
- Kullanılacak malzemeyi seçer,
- Eserin, alçı, balmumu veya çamurla taslağını (eskizini) hazırlar,
- Taslağın ölçümlerini gerçek malzeme üzerine nokta veya çizgi halinde işaretler,
- Kullanılan malzemenin türüne göre uygun alet ve gereçleri kullanarak istenilen formu kabaca oluşturur,
- Taş ve beton dışındaki maddelerle çalışıyorsa ekleme, kalıp alma, kaynatma gibi yöntemlerle malzemeye şekil verir,
- Elmas veya çelik uçlu kalemlerle oluşturulan formun ince oyuntularını şekillendirir,
- Eserin yüzeyini parlatır.

KULLANILAN ALET VE MALZEMELER

- Çeşitli ağırlık ve büyüklükte çekiçler,
- Elmas ve çelik uçlu kalemler,
- Murç, tarak, pergel, ölçüm aletleri,
- Ağrandizör (büyütme aleti), çeşitli elektrikli aletler,
- İskarpela, tahta tokmaklar,
- Taş, beton, alçı, ağaç, bakır, çamur, polyester, bronz, döküm vb. malzemeler.

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER

Heykeltraş olmak isteyenlerin;
- Üst düzeyde tasarım ve çizim yeteneğine sahip,
- Şekiller arasındaki ilişkileri, cisimlerin uzaydaki (mekandaki) durumlarını görebilen,
- Ellerini ve parmaklarını ustalıkla kullanabilen,
- Güzel sanatlara ilgili, yaratıcı
kimseler olmaları gerekir.

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI

Heykeltraş çalışmalarını atölyede yürütür. Çalışma ortamı kirli, çamurlu fakat sakindir. Heykeltıraş genellikle tek başına çalışır, zaman zaman müşterilerle ve diğer sanatçılarla iletişim halinde olabilir.

ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI

Heykeltraşlar genellikle bağımsız çalışırlar. Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Müdürlüğüne bağlı kurumlarda, özel galerilerde sanat danışmanı olarak görev alabilirler. Üniversitelerde öğretim elemanı olarak görev yapabilirler. Heykeltraşlık düzenli gelir getiren bir meslek değildir. Bazı kimseler bu sanatı bir yan uğraş olarak sürdürdüklerinden ancak çok üstün yetenekli ve girişimci olanlar bu alanda kariyer edinebilirler.

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER

Mesleğin eğitimi özel yetenek sınavı sonuçlarına göre öğrenci alan ve “Heykel” alanında eğitim veren “Güzel Sanatlar Fakülteleri ile Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakülteleri”nde verilmektedir.

MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI


Mesleğin eğitimine girebilmek için,
- Lise veya dengi okul mezunu olmak,
- Öğrenci Seçme Sınavı’nda (ÖSS) özel yetenek sınavına girmek için gerekli olan baraj puan almak,
- ÖSS'de başarılı olanlar girmek istedikleri fakülteye ön kayıtlarını yaptırarak özel yetenek sınavlarına katılırlar. Adaylar başvurdukları programların tüm yetenek sınavlarına katılmak zorundadırlar. Başarı gösteren adaylar kesin kayıt yaptırmaya hak kazanmaktadırlar.

EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ

Eğitim süresi 4 yıldır. Eğitim süresince, Temel Eğitim, Heykel, Anatomi, Sanat Anatomisi, Teknik Çizim, Perspektif, Uygarlık Tarihi, Fotoğrafçılık ve Temel Optik, Toplum Bilim, Desen, Sanat Tarihi, Antropoloji, Felsefe, Algı Psikolojisi, Görsel Algılama, Mitoloji, Heykel Teknikleri, Çağdaş Sanat ve Yorumu, Kitle İletişim Kurumları, Yöntembilim gibi dersler verilmektedir.

MESLEKTE İLERLEME

Lisans eğitiminden sonra alanlarında master (yüksek lisans) ve doktora eğitimi alarak akademik kariyer yapabilirler, yüksek öğretim kurumlarında araştırma görevlisi, doçent, profesör gibi unvanlarla öğretim üyesi olarak görev yapabilirler.
Çeşitli kuruluşlara sanat danışmanlığı yapabilir.
BENZER MESLEKLER: Ressamlık, kalıpçılık teknikerliği.

BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU

Öğrenciler eğitimleri süresince Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun verdiği öğrenci kredisi ile çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından sağlanan burslardan faydalanma olanaklarına sahiptirler.
Eğitim sonrası kazanç ise heykeltraşın yeteneğine, üretkenliğine, tanınmışlığına, girişkenliğine göre değişkenlikler göstermektedir.

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER


- İlgili eğitim kurumları,
- Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi,
- Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl ve Şube Müdürlükleri.

18:07 Scritto da: kurtbey in Eğitim Öğretim | Link permanente | Commenti (0) | Tag: heykeltraş, nedir, tanıtımı | | |  Stampa | Bizim Site Bizimsite Turkiyenin en iyi sitesi BizimSite

30/12/2011

8.sınıf inkılap tarihi test soruları ve cevapları

TIKLAYIN INDIRIN

7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet)

2011-2012 7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) indir,2011-2012 7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) 7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) download,7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) ara,7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) bul,7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) sunusu,7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) oku,7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) izle,7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) açıklaması indir,7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) dosyasını indir,7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) açıklaması,7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) Şiirleri,7.sınıf sosyal bilgiler soruları (800 adet) nedir?

Devamini Okuyunuz ...

7.sınıf ingilizce soruları (200 adet)

2011-2012 7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) indir,2011-2012 7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) 7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) download,7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) ara,7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) bul,7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) sunusu,7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) oku,7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) izle,7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) açıklaması indir,7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) dosyasını indir,7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) açıklaması,7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) Şiirleri,7.sınıf ingilizce soruları (200 adet) nedir?

Devamini Okuyunuz ...

7.sınıf matematik test soruları ve cevapları

2011-2012 7.sınıf matematik test soruları ve cevapları indir,2011-2012 7.sınıf matematik test soruları ve cevapları 7.sınıf matematik test soruları ve cevapları download,7.sınıf matematik test soruları ve cevapları ara,7.sınıf matematik test soruları ve cevapları bul,7.sınıf matematik test soruları ve cevapları sunusu,7.sınıf matematik test soruları ve cevapları oku,7.sınıf matematik test soruları ve cevapları izle,7.sınıf matematik test soruları ve cevapları açıklaması indir,7.sınıf matematik test soruları ve cevapları dosyasını indir,7.sınıf matematik test soruları ve cevapları açıklaması,7.sınıf matematik test soruları ve cevapları Şiirleri,7.sınıf matematik test soruları ve cevapları nedir?

Devamini Okuyunuz ...

28/12/2011

İlköğretim ve Lise Ders slaytları DEV ARŞİV İlköğretim ve Lise Ders slaytları

İlköğretim ve Lise Ders slaytları DEV ARŞİV İlköğretim ve Lise Ders slaytları

türkçe, matematik, fen ve teknoloji, sosyal, vatandaşlık, inkilap tarihi, tarih, 
edebiyat, ingilizce, kimya, fizik, biyoloji, öss, sbs,
slaytları, sunumları


İlköğretim ve Lise Ders slaytları DEV ARŞİV İlköğretim ve Lise Ders slaytları

Devamini Okuyunuz ...

Kişisel Gelişim Beden Dili Resimli Anlatım

Erkek Flört HareketleriÇoğu havyan türleri gibi insanların da erkeği dişi yaklaşırken hazırlık hareketleri yapar. Daha önce bahsedilen otomatik fizyolojik tepkilere ek olarak elini boğazına götürerek kravatını düzeltir. Kravatı yoksa yakasını düzeltir veya omuzlarından hayali tozları silkeler ve kol düğmelerini, gömleğini, ceketini ve diğer giysilerini düzeltir. Ayrıca saçını da düzeltebilir.

Devamini Okuyunuz ...

22:14 Scritto da: kurtbey in Eğitim Öğretim | Link permanente | Commenti (0) | Tag: beden, dili, resimli, anlatım, kİsİsel, gelİsİm, bilgileri | | |  Stampa | Bizim Site Bizimsite Turkiyenin en iyi sitesi BizimSite

4.sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Slaytı

4.sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Slaytı

Din nedir? Ahlak Nedir? Müslümanlık ve Diğer Dinler, Havra, Cami, BESMELE gibi konulara değinilmiş...

Devamini Okuyunuz ...

22:10 Scritto da: kurtbey in Eğitim Öğretim | Link permanente | Commenti (0) | Tag: 4, sınıf, din, kültürü, ve, ahlak, bilgisi, dersi, slaytı | | |  Stampa | Bizim Site Bizimsite Turkiyenin en iyi sitesi BizimSite

Diger Yazilar